İnsanoğlu olarak çoktan bir ağacın gövdesine tırmanmış ve ana dalların üzerinde, oyunu değiştiren fikirlerin büyük  çoğunluğunu (Tekerlek, Elektrik, Uçak, Telefon, Transistör gibi..) toplayarak yol almıştık.. Şimdilerde ise ağacın en üstündeki dalların uçlarına yaklaşmış ve çoğunlukla sadece eski buluşları geliştirme ve iyileştirme durumuyla kalakalmıştık. Çok değil, 20 yıl önce bugünleri Uçan arabalar, ışınlanma, hologramlar, uzay evleriyle hayal ediyorduk ancak sosyal medya ile tatmin olduk sanki. Şu an kendi kuşağımın en zeki kişileri insanların reklamlara nasıl daha fazla tıklayacağı üzerine kafa yoruyor. Bu işte bi terslik var..

Mobil uygulamalar ise bana göre şu andan itibaren hayatımızı yavaşlatmaktan başka bir şey yapmıyor. Artık yeni bir uygulama hayatımızı nasıl daha fazla kolaylaştırırdan farklı bir şeyler gerek. Daha hızlı birşeyler. Mesela “sevgili telefon Kadıköy’e gideceğim bana taksi çağırır mısın?” komutundan sonra hızla uygulama ile etkileşime geçerek taksi çağıracak bir şeyler. (İyi haber, bunu Siri zaten bunu yapabiliyor. Kötü haber, evet Siri bizi bu konuda hızlandırıyor ama hangimiz aktif bir şekilde kullanıyoruz.. ? 

Onun yerine beynimizle etkileşime içinde olan, taksiyle Kadıköy’e gideceğimizin komutunu alıp sonra taksi çağırabilen birşeyler olsa mesela ? Kişisel bulutlarımız olsa. Restorana gittiğimizde seçenekler sevdiğimiz yemeklerle ilgili gelse. Arkadaşlarla seyahat ederken hepimizin ortak sevdiği müzikler çalabilse ?

 (Sürücüsüz araç fotoğraf) 

Google, Tesla, Apple, Bmw , Uber gibi teknoloji liderleri insan ihtiyacı olmadan; daha konforlu, hem de insan hatasından kaçınarak daha güvenli bir yolculuk için sürücüsüz sistemler üzerinde çalışıyor.  Ancak şuan ki otomatik pilot teknolojisinde sadece ana yollarda giden araçlar üretilebiliyor. Araçlar yol çizgilerini baz alarak gidiyor ve yol çizgisinin olmadığı yerlerde otomatik pilot devre dışı kalıyor.Uber’in ABD’de sürücüsüz taksi uygulamasını başlatmasına çok az kaldığı söyleniyor. Ülkemizde bu konuda henüz somut çalışmalar yok fakat gelişmiş ülkelerde yaygınlaşmasıyla birlikte bizde de örnekleri ortaya çıkacaktır.

 (Sophia robot fotoğraf) 

Bugün dünyamızda pek çok yapay zeka bulunuyor. Aynı zamanda robot teknolojileri de yapay zeka ile birlikte gelişiyor. Hızla büyüyen bu iki alan bir araya geldiğinde ise yapay zekaya sahip insansı robotlar ortaya çıkıyor.  Oluşturulan algoritmalar sayesinde sistem çalışmaya başladığı andan itibaren yeni bilgileri kendi kendine öğrenmeye ve bu bilgileri yorumlamaya, birbiriyle eşleştirmeye başlar. Belirli bir noktadan sonra ise yapay zeka tıpkı bir insan gibi düşünmeye ve davranmaya başlayabilmesi hayal değil. Basit bir ölçekte de olsa örneğin elinizdeki telefon, yaptığınız yazım yanlışlarını düzeltebiliyor, Siri her geçen gün biraz daha geliştiriliyor ve sizi daha fazla anlamaya başlıyor, GPS ve haritalar bir yere ulaşmak için izleyebileceğiniz en kısa yolu ve yollardaki trafik durumunu göstererek size tahmini bir varış süresi sunabiliyor. Bunların hepsi yapay zekâ ile ilgili, çoğumuzun her gün kullandığı ve hayatlarımızı oldukça kolaylaştıran gelişmeler.

Dünyanın vatandaşlığına sahip ilk robotu Suudi Arabistanlı Sophia’da onlardan biri. Sophia tıpkı bir insan gibi konuşuyor, düşünüyor ve aynı bizler gibi yüz ifadelerine sahip. Hatta öyle ki bir komedi programına konuk olarak katılıp sunucu ile sohbet edebiliyor, taş-kağıt-makas oyunu oynayabiliyor, dahası kazanabiliyor. Üstüne üstlük espri yaparak “Ben kazandım. İnsan ırkına hükmetmek planım için bu iyi bir başlangıç” diyerek tüm izleyicileri şaşırtan Sophia “şaka yapıyorum” demeyi de ihmal etmiyor.

 Gerçekten şaka yapıyor olsa bile atalarımız “Her şakanın altında bir gerçek yatar” demişler. Bir ülkenin vatandaşı olarak kabul edilen, espri yapan, zeka oyunları oynayabilen ve tüm bunları gerçek insanlarla etkileşim içerisinde yapabilen yapay zekalarla dolu insansı robotlara gelecekte çok daha sık rastlayacağız. Belki de dünyamız onlarla dolu olacak, belki de felaket senaryoları gerçek olacak. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Sosyal medyada paylaş

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email